Menü

DUYURULAR

ULUSLAR ARASI HASTALAR TERCÜMANLIK HATTI 444 47 28


TARSUSTA SİNEMALARA KISA BİR BAKIŞ

Uğur Pişmanlık


Bir zamanlar Tarsus’ta sinemalar vardı.(1) Sinemanın, Tarsus’ta yaşamımızda tuttuğu yer nedir? Bu yazı bir anlamda Tarsus, Tarsus insanı ve yedinci sanat dalı sinema ile olan tarihsel ilişkisine kısa bir bakış denemesi olarak kaleme alındı.
Tarsus insanı, bu kentte sinemayla ilk kez nerede ve nasıl tanıştı, bunu bilemiyoruz? Ancak, elimizdeki bilgilere göre Tarsuslular, ilk sinema salonu ile 1933 yılında tanışır. Tarsus Belediyesi’nce, projesi, bir Sovyet mimara çizdirilen sinema salonunun inşaatına 1931 yılında başlanır. Cumhuriyetin onuncu yılı anısına inşa ettirilen yapı, iki yılda tamamlanarak 1933 yılında, “10. Yıl Şar Sineması ve Tiyatrosu olarak hizmete açılır.(2)
10. Yıl Şar Sineması ve Tiyatrosu, 500 kişilik salonu, üst katta yer alan balkonu, locaları, fuayesi, tavan, duvar ve perde süslemeleriyle dönemin son derece şık ve fonksiyonel bir yapısıdır. Başlangıçta, yapının dışında yer alan (Millet Bahçesi) yazlık sinema olarak kullanılır. Bu yazlık bölüm, sonraki yıllarda binanın en üst katına taşınır.  
Son derece görkemli ve estetik görünüşlü bu yapı, uzun yıllar (1933-1981) kentin sinema, tiyatro ve diğer etkinliklerin mekânı olarak önemli bir ihtiyaca yanıt vermiştir. Kısacası, Şar Sineması ve Tiyatrosu, yaklaşık 50 yıllık bir zaman içinde, binlerce sinema filmini, yüzlerce, tiyatro gösterisi ve konseri, yüz binlerce izleyici ile buluşturmuştur.
Şar Sineması ve Tiyatrosu’nu, yeni sinema salonlarının açılması takip etmiş ve 1970’li yılların sonuna kadar Tarsus’taki yazlık ve kışlık sinemaların sayısı neredeyse 15’i aşmıştır.
Bu çerçevede, Şar Sinema ve Tiyatrosu’ndan sonra açılan sinemaların kuruluş tarihlerini belirtmek biraz zor olsa da, Tarsus’taki sinemaları şu şekilde sıralayabiliriz:
Şar Sineması ve Tiyatrosu (Bugünkü Şar İş Hanı’nın bulunduğu yer), Kent Sineması (Şahmeran Hamamı karşısı), İpek Sineması (St. Paul Kilisesi ile Sakarya İlkokulu arasında), Zafer Sineması (Amerikan Koleji’nin bulunduğu sokak), Yeni Sinema (Maliye Sarayı’nın bulunduğu yer), Aile Sineması (St. Paul Kuyusu’nun karşısı), Yazlık Aile Sineması (Bir zamanlar, St. Paul Kuyusu’nun yanında bulunan pasajın üst katı), Yazlık Yeni Sinema (Gökkuşağı Tıp Merkezi’nin bulunduğu sokak), Levent Sineması (Baltalı Pasajı’nın Mersin Caddesi’ne bakan yüzünde), Saray Sineması (Barbaros Lisesi’nin karşısı), Yazlık Yılmaz Sineması (Rauf Denktaş Parkı’nın bulunduğu yerde), Aydın Sineması (Şehitishak İlkokulu yanı, şimdiki Aydın Apartmanının olduğu yer), Kanal Sineması (Cetvel kanal başında, Aznakay Parkı’nın karşısında), Güneş Sineması (Demirkapı semtinde), Arzu Sineması (Şahmeran Sokak), (Kızılay binasının bulunduğu yer), Yıldız Sineması (Yıldız Garajı-Çukobirlik binası yanı),(3)
İşte bu sinemalar, Tarsus’un sosyal, kültürel ve eğlence yaşamında 1970’li yılların sonuna kadar önemli bir yer tuttu. Kent yaşamının bir bölümü bu sinema salonlarına gelen filmler, konserler, tiyatrolar vd. etkinliklerle renklenirdi.
Film dağıtım şirketleri aracılığıyla başta Yeşilçam’ın filmleri olmak üzere yabancı filmler bu sinema salonlarında gösterilirdi. Filmlerin afişleri, salonların dışında, kentin çeşitli yerlerine bulunan kartelalara asılırdı. Yine, yeni gelen filmleri halka duyurmak için, kimi yerde sinema çalışanlarının boyunlarına astıkları üzerine afiş yapıştırılmış kartelalarla çığırtkanlık yaparak duyurulur. Kimi yerlerde ise bu duyurular, at arabası ya da kiralanan bir dolmuş üzerine yerleştirilen kartelalara, eşlik eden hoparlörden yapılan ilanlar aracılığıyla gerçekleştirilirdi. Bu gezici duyurularda, “Bu Hafta” ve “Gelecek Program”  başlıklarıyla sinemalarda hangi filmlerin yer aldığı, başrol oyuncuları ve filmin ana teması, aşk, melodram, komedi, aksiyon ya da macera gibi özellikleri eklenerek aktarılırdı.
Birçok kentte olduğu gibi, Tarsus’ta da İstanbul’dan gelen film afişleri dışında, bu kentin tabelacılarına büyük iş düşüyordu. Sinemacılar, vizyondaki/gösterimdeki film afişlerlerinin daha büyük ölçekli olanlarını bez üzerine tabelacılara yaptırıyorlardı. Her biri 8-10 metre büyüklüğündeki bu dev afişler, sinema binasının ön cephesine ya da sokağa karşıdan karşıya iple gerilerek asılırdı.
1950’li yılların ortalarında, Yeşilçam film şirketlerinin/yapımcılarının Tarsus’tan alıp götürdükleri ressam Mehmet Bal, o yıllarda Tarsus’ta tabelacılık yapıyordu ve sipariş üzerine sinemalara dev afişler resmediyordu.
Tarsus’ta film çekiliyor…
Sinema, özellikle 1960-1980 yılları arasındaki 20 yıllık dönemde, Tarsus insanın günlük yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Bir yerel gazetedeki şu haberler, bu konuda bir fikir verebilir: “Yılmaz Güney’in Baba filmi gişe rekorları kırdı.”, “Yılmaz Güney’in Baba filmini Tarsus’ta 10 bin kişi seyretti.”(4)
Tarsus’ta çekilen filmleri sıralamadan önce burada, Yeşilçam’da film yapımcısı olarak uzun yıllar emek vermiş ve film şirketi kurmuş bir sinemacıdan söz etmek gerek. Kent Sineması sahibi Doğan Gözen, l983 yılında Doğan film şirketini kurarak bir dönem Yeşilçam’da sinema yapımcılığı işine girişmiş ve ortağı olduğu Topkapı Film Şirketi ile 1990 yılına kadar bir bölümü de Tarsus’ta çekilmiş 40’ı aşkın film yapmış. (5)
Yayın hayatına 1969 yılında başlamış olan Yenises gazetesinde, Tarsus’ta çekilen filmlere ve film çekileceğine ilişkin haber başlıkları şöyle: “Türkiye’de Buluşalım filmi Tarsus’ta çekildi.” (23.07.1971), “Ünlü boksör Muhammed Ali Tarsus’ta film çevirecek” (21.02.1972), “Cemal adlı film Tarsus’ta çekilecek.” (26.12.1979)
Tarsus, sahip olduğu sinema salonları ile bir yandan yerli-yabancı yüzlerce filmi sinemaseverlerle buluştururken, diğer yandan da Yeşilçam’ın film çekimlerine de ev sahipliği yapıyordu.(6) 1970’lerden 2000’li yılların ortasına kadar Tarsus’ta çekilen sinema filmleri şunlar:
1978 yılında, İzzet Altınmeşe, Nubar Terziyan ve Oya Aydoğan’ın başrolde oynadıkları, şarkılı-türkülü bir aşk hikâyesinin konu alındığı Dertli Pınar adlı film, özellikle Tarsus’ta çekildi. Ana mekân olarak Tarsus Şelalesi kullanıldı.
Yine, 1979 yılında Selahattin Alpay ve Oya Aydoğan’ın oynadığı Divane adlı film çekilir.
Aynı yıllarda Ferdi Tayfur’un seslendirdiği dönemin en popüler şarkısını yansıtan ve aynı adla filme alınan Ben de Özledim Ben de, Ferdi Tayfur ve Banu Alkan’ın oynadıkları bu filmin önemli bir bölümü Tarsus’ta, bazı sahneleri ise İstanbul’da çevrildi. Filmin galası Tarsus’ta Kent Sineması’nda yapıldı.
Sinemacı Doğan Gözen’in ortağı olduğu Topkapı Filmcilik, Banu Alkan’ın oynadığı Seviyorum, Gökhan Güney’le Oya Aydoğan’ın oynadığı Unutamadık, Mahmut Tuncer’in Şehnaz Dinar’la birlikte oynadığı Sensiz Yaşayamam ve Burhan Çaçan’ın başrol aldığı Ayaz Geceler gibi filmler Tarsus’ta çekildi. (7)  
Tarsus’ta çekilen filmlerden bir diğeri de, Doğan Film’in yapımcılığını üstendiği, Mahmut Tuncer ve Arzu Aydın’ın birlikte oynadığı 1984 yılı yapımı olan Yeter adlı filmdi.

1988 yılında, Tarık Akan’ın başrolünü oynadığı, Cavidan Akyol, Yaman Okay ve Cezmi Baskın’ın rol aldığı El Kapıları filminin önemli bir bölümü Tarsus’ta ve çevresinde, pamuk tarlalarında çekildi.(8)
1986 yılında, Mahmut Tuncer ve Bahar Öztan’ın başrollerini paylaştığı İkimiz de Sevdik adlı film de Tarsus’ta çekildi.

1992 yılında, Yönetmenliğni Memduh Ün’ün yaptığı ve Macit Koper’in senaryolaştırdığı, ünlü mizah ustası Muzaffer İzgü’nün yaşam öyküsünün anlatıldığı ve Menderes Samancılar’ın başrolde oynadığı ve Meriç Başaran, Emre Akyıldız, Günay Girik, Elif İnci’nin yer aldığı, Zıkkımın Kökü adlı filmin neredeyse tamamı Tarsus’ta Misak-ı Millî İlkokulu, yeni hamam ve eski Tarsus evleri civarında çekildi. (9)

1990 yılında ise Gülgen Film tarafından yazar Kerim Korcan’ın aynı adlı eserinden uyarlanarak çevrilen, Kadir İnanır’ın başrolünü üstlendiği, Yaman Okay ve Esin Moralıoğlu’nun da rol aldığı Tatar Ramazan filminin de önemli bir bölümü Tarsus eski evleri-çeşmeli meydan, Kırkkaşık çevresi gibi mekânlar kullanılarak çekildi.
2000’li yıllara gelindiğinde ise Tarsus, sadece sinema filmleri için değil, aynı zamanda televizyon dizileri için de tercih edilen kentlerden biri olur.
2002 yılında, Show TV’de yayımlanan ve Şahmeran efsanesinin de bir parça işlendiği Melek adlı dizi filmin kimi bölümleri Tarsus’ta çekildi.
2004-2005 yılında, Kanal D, yazar Tomris Giritlioğlu’nun bir hikâyesinden yola çıkılarak senaryolaştırılan, Uğur Polat, Yeşim Salkım’ın başrolünü üstlendikleri Seher Vakti adlı dizi filminin çekimlerinin neredeyse tamamına yakını Tarsus’ta çekildi. Seher Vakti dizisinin çekimlerinde de, Kırkkaşık Bedesteni, eski Tarsus evleri, Amerikan Koleji, St. Paul Kilisesi ve Berdan Barajı gibi tarihî ve doğal mekânları kullanılmıştır.
Son olarak ise, 2006 yılının yaz aylarında, Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM)’nin yapımcılığını üstlendiği ve Cezmi Baskın ile Özgü Namal’ın başrol aldıkları Beynelmilel filmi de (her ne kadar senaryo gereği hikâye Adıyaman’da geçiyorsa da) tamamen Tarsus’ta çekilmiştir. Beynelmilel filmi de diğerleri gibi eski Tarsus evlerini, Yüzüncü Yıl Çarşısı’nı, Amerikan Koleji ve çevresi ile Köy Hizmetleri Deneme İstasyonu’nu mekân olarak kullanmıştır.
Sinemaların Hazin Sonu…
1980’den sonra yukarıda anlatılan gelişmelerin neden olduğu sonuçlara bakıldığında, Tarsus’un çok hızlı bir şekilde sinemasız bir kent haline geldiğine tanık oluruz. Aslında Tarsus, sadece sinemasızlaşmadı. Aynı zamanda tiyatrosuzlaştı, sosyal ve kültürel mekânlarını, sanatsal çabaların ve üretimlerin gerçekleştiği zemini yitirdi. Buna paralel olarak, kent insanı da, ülkede yaşanan nesnelliğin etkisiyle kimliksizleşti, apolitikleşti. Ülke genelinde yaşandığı üzere, Tarsus’ta da toplum, içe kapanık, ilgisiz, tepkisiz ve suskun bir ortak karaktere büründü. Toplumun ezberi bozuldu. Topluca arkadaşlarla, ailece hatta mahallece gidilen sinemaların yerini önce TV’ler, sonra videolar aldı. Televizyonda özel kanalların ortaya çıkması ve kanal sayısındaki hızlı artış ile her gün, eski yeni yüzlerce film ve dizi beyazcamda boy gösterir oldu. İnsanlar, sinemalardan uzaklaşırken, evlerinde, koltuklarındaki yerlerinden bile kalkmadan yerli-yabancı dizi seyreden edilgen bireylere dönüştüler.
Tarsus’ta, bir anlamda ilk yıkılan sinema, ilk kurulan sinema olur. Kentin en merkezî yerine, 1933 yılında kurulan 10. Yıl Şar Sineması ve Tiyatrosu, kuruluşundan 47 yıl sonra, 12 Eylül Askerî darbesinin hemen ardından yıkılarak iş merkezi yapılır. Kent, özgün mimarisi ile Tarsusluların anılarının bir parçası olan bu tarihî yapıyı ranta kurban verir.
1980-1985 yılları arasında Tarsus’ta ayakta kalan birkaç sinema vardı. Bunlar: Kent Sineması, Aile Sineması, Yazlık Yılmaz Sineması, Saray ve Güneş Sinemaları. Önce Saray Sineması kapanır, ardından Kent Sineması kapanarak bir düğün salonuna dönüşür. Yazlık Yılmaz Sineması ise Toros Kahvesi, İnal Çay Bahçesi ile birlikte aynı sonu paylaşır ve 1995-1996 yılında yıkılır. Güneş Sineması ise 2006 yılı yaz aylarında kapılarını kapatır.
Nato yolu üzerinde, Gözlükule (höyüğü) tepesinin arkasında, 2000 yılında inşa edilen Afra Alışveriş merkezi açılır. Bu alışveriş merkezinin bünyesinde bir sinema salonu da vardı. İşletme, kendi anlayışına uygun olan vizyon filmlerini seçip getiriyordu. Bunlar, daha çok, aksiyon, aşk ve çocuk filmleri başta olmak üzere, belirli bir düzeyi aşmayan gişe amaçlı filmlerdi. Kimi teknik sorunlar olsa da, Afra Sineması, alışveriş merkezinin kapandığı 2005 yılına kadar perdelerini açmıştır.
Tarsus yine sinemasız kalmıştır. 2005 yılının sonlarında başka bir gelişme ile Tarsus yeniden bir sinemaya kavuşur. Mersinli bir sinema işletmecisi, Kültür Bakanlığı’na başvurarak, Tarsus Kültür Merkezi’ndeki 250 kişilik küçük salonu sinemaya dönüştürmek üzere kiralar. Sinema Clup adıyla faaliyete geçen bu sinema da, vizyondaki filmler gecikmeli ve eksik de olsa gösterime giriyor, bu sayede bir şekilde Tarsus’a sinema olanağı sunulmaya çalışıyordu.
Ancak gerek Afra alışveriş merkezi gerekse Sinema Clup’ın işletmeye açık olduğu dönemde iki temel sorun vardır; ilki, Tarsuslu sinema izleyicileri/sinemaseverler,  film izlemeye Adana ve Mersin’e gitmeyi tercih etmektedirler. İkincisi ve daha önemlisi, Tarsus’ta bir zamanlar var olan sinema kültürü artık yoktu.
Belki bir sorun olarak da, sinema işletmecilerinin ticari amaçlarının ticari olmasına karşılık, sinema kültürünün yeniden oluşması ve yeni bir sinemasever kuşak yetişmesine yönelik çaba içinde olmadıkları söylenebilir.
Sinemasız Kentte “Sinema Günleri”…
Yukarıdaki satırlarda yer aldığı gibi, Tarsus’ta sinema kültürünü yeniden canlı kılmak ve belki de yeni sinema salonlarının açılmasını sağlamak yolunda Sinema Günleri düzenlenerek, kimi küçüklü büyüklü adımlar da atıldı.
Bu anlamda, ilk sinema günleri, 1990 yılında Tarsus Belediyesi’nin düzenlediği Gençlik Günleri-Kültür Sanat Şenliği kapsamında gerçekleştirildi. Yazlık Yılmaz Sineması’nda yapılan ve bir hafta süren Sinema Günleri’nde, Dünyayı Sarsan On Gün, 1900, Rosa Lüxemburg, Missing (Kayıp), Sıradan Faşizm gibi filmler gösterilmişti.
Sinema Günlerinin ikincisi, 1990 Kent Sineması’nın kapanmaması için ortaya koyulan son bir dirençti. Bu etkinlik kapsamında ise, Fatih Pele, Yağmur Adam (Rain Main) gibi dönemin ses getiren filmleri gösterilir.
1999 yılında ise, Tarsus Kültür Merkezi’nin açılışını takip eden günlerde ve bir yıl sonra bakanlığın gönderdiği filmlerin gösterildiği sinema günleri de iki kez yapıldı.
2000’li yıllara gelindiğinde bu yöndeki son girişim, Tarsus’ta yayınlanan Aratos kültür sanat dergisinden geldi. Dergi, 1-7 Kasım 2006 tarihleri arasında Aratos Sinema Günleri düzenledi. Etkinlik, 7. Sanat Sinema, 7 Günde 7 Film alt başlığıyla gerçekleştirildi. Asutay İş Merkezi’ndeki Güner Baykal Toplantı Salonu’nda yapılan sinema günleri kapsamında, Babam ve Oğlum, Zorba, Cennetin Çocukları, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Batı Beyrut ve Motorsiklet Günlüğü gibi yerli ve yabancı filmler sinemaseverlerle buluştu.
Aratos dergisinin bu toplantı salonunda yaptığı etkinliğin ikincisi ise, Aratos Sinema Günleri/Spor Filmleri Haftası olarak, 6-10 Şubat 2007 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu etkinlik kapsamında, Zafere Kaçış, Cindirella Man, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Düşler Tarlası ve Pehlivan filmleri gösterilir.
Aynı yıl 8-11 Mart tarihlerinde ise Aratos Sinema Günleri/Kadın Filmleri Haftası yapılır. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü anma etkinliği olarak düzenlenen etkinlik programında şu filmler yer almaktadır: Gelin, Sevgili Emma Tatlı Böbe, Asiye Nasıl Kurtulur ve Mor Yıllar.

Sonuç:
Saptayabildiğimiz kadarıyla, 1970’lerden 2000’li yılların ortasına kadar Tarsus’ta 14 sinema filmi ve 2 televizyon dizisi çekilmiştir. Bu filmlerden El Kapıları, Zıkkımın Kökü, Tatar Ramazan ve Beynelmilel, filmleri dışında, hiçbirinin sinematografik açıdan sanatsal değeri bulunmamaktadır.
Tarsus’ta 1933’ten l980’lere kadar geçen 47 yıllık zaman diliminde yazlık ve kışlık olmak üzere saptayabildiğimiz 17 sinema salonu bulunmaktadır. Bunlara 1990’ların sonunda açılan Afra Sineması ve 2000’lerin başında Kültür Merkezi bünyesinde faaliyete geçen Sinema Clup’ı da eklersek, Tarsus’un cumhuriyetin ilk on yıllarından günümüze kadar 19 sinema salonu ile tanıştığını söyleyebiliriz.
Bugün gelinen noktada, Tarsus sinemasız ve izleyicisiz bir kenttir. Sinema kültürü 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve Yeni Dünya Düzeni’nin getirdiği değişimle birlikte ciddi bir erozyona uğramıştır.  
Kentteki 20’ye yakın sinema salonundan sadece üç tanesi bina olarak ayaktadır. Kent Sineması, düğün salonuna dönüşmüştür. Aile Sineması, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve restorasyon beklemektedir. Tamamlandığında (belki) sinemanın da içinde yer aldığı çok amaçlı bir salona dönüştürülecektir.(10) Geçen yıl kapılarını kapatan Güneş Sineması da, sahiplerince düğün salonuna dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Bugün Tarsus’ta Kültür Merkezi’nde küçük salonun kullanıldığı bir sinema bulunmaktadır. Ancak, kentteki arz-talep açısından bu sinema salonu da yaşamakta zorluk çekmektedir.
Dünya sinemasında Hollywood egemenliği olsa da, birçok ülke sinemasının filmleri ülkemizde gösterime girmektedir. Türk sinemasında ise son 10-15 yılda çekilen film sayısı önemli artış göstermektedir. Aynı düzeyde yerli yapımlara giden izleyici sayısı neredeyse rekor düzeyde seyretmektedir.
Son derece nitelikli kimi yerli filmlerimiz, (Masumiyet, Kasaba, Uzak, vb.) yeterli izleyiciye ulaşmıyorsa da hem ülkemizde hem de yurt dışında önemli başarılara imza atarak, hak ettikleri ödüllere kavuşuyorlar. Bu nedenle ülkemiz sinemasında çevrilen filmler, sanatsal olarak değerlendirildiğinde söz konusu ödüllü filmleri, kalıcı yapımlar olarak anılmaktadır. Sadece bir örnek vermek gerekirse, “Hababam Sınıfı Askerde” gibi sulandırılmış filmlerin birer “sinema klasiği” olarak geleceğe taşınma şansı yoktur.
Konuya dönülecek olunursa, çevrilen ve tüm dünyada dolaşıma çıkan onca yerli-yabancı filmlerin önemli bir bölümü Tarsus’ta izleyiciye çıkmıyor-çıkamıyor. Bunun en önemli nedeni, Tarsus’ta sinema salonunun yetersizliği ve toplum içinde sinema kültürünün cılızlığı olarak açıklanabilir.
Hiç kuşkusuz, sinema günleri gibi etkinliklerin, Tarsus’ta yeniden sinema kültürünün oluşmasına ve sinema izleyicisi kitlenin artmasına yönelik altyapı oluşmasına mutlaka katkısı olmaktadır. Gelecekte, Tarsus’ta yeniden sinema salonlarının açılıp sinemaseverler filmlere kavuştuğunda, bu yöndeki çabalar da karşılığını bulmuş olacaktır.
Kendine ve kentine sahip çıkmanın yollarından biri de, entelektüel yaşamı besleyen kültür ve sanat alanlarındaki üretimin sürekliliği ve beslenme ortamının korunup geliştirilmesine bağlıdır. Kent, kendi aydınlarını, çeşitli sanat ve kültür alanlarından oluşan olanakların bulunduğu altyapı içinde yaratır. Tarsus’ta, kentin aydınlarını yetiştirebilecek nesnelliğin, sinema, tiyatro, resim, müzik, edebiyat ve yayıncılık alanlarındaki üretimlerle yeniden oluşturulması gerekiyor.

Notlar:

1- Bu konuda şahsıma ait ilk yazı, 1997 yılında çıkan Kent Masalları adlı kitabımda, “Bir Zamanlar Sinemalar Vardı” başlığıyla yayımlandı.  (Sayfa 51, Yorum Ofset Yayıncılık, Birinci Baskı, 1997, Tarsus.)

2- Şar Sineması ve Tiyatrosu, Muvaffak Ziya Uygur döneminde yapılmıştır. Bu yapının projesini çizen Sovyet mimar, kendi köpeğinin ısırması sonucu ölmüştür. Şar Sineması 1960’lı yılların belediye yönetimince bir otobüs karşılığında takas edilerek Tarsus’taki bir aileye satılmış/devredilmiştir.

3- Burada saydığımız sinemalar içerisinde Saray ve Güneş sinemaları kentte, seks filmleri oynatan sinema salonlarıdır.

4- Yenises Gazetesi, 13 ve 14 Mart 1974 tarihli sayıları.

5-Tarsus’ta, özellikle 197’li yıllarda çevrilen filmlere ait bilgileri sinemacı Erdoğan Gözen’le yaptığım görüşmede, onun sözlü aktardığı yapımlardır. Bu filmlerin adı, başrol oyuncuları, filmin çekildiği tarih vb. bilgilerde yanlışlık olabilir.

6- Tarsus’ta çekilen filmler, basında yer alırken ya Mersin’e bağlı olduğumuz için İl adı esas alınarak, “Mersin’de çekildi” diye haberler çıktı ya da, İstanbul merkezli haberlerde, Tarsus’u Adana’nın bir ilçesi sanarak “Adana’da çekilen film” şeklinde yansıtıldı. Öte yandan, örneğin, Zıkkımın Kökü filminin sadece % 5’i ya da 10’u Adana’da çekilmiş olmasına rağmen o kentin basını bu filmin tamamının Adana’da çekiliyormuş gibi haberini yaptılar.

7- Kent Sineması sahibi Doğan Gözen, Cüneyt Arkın’ın başrolde oynağı bir filmin Namrun yaylasında çekildiğini belirtiyor. Ancak hatırlayamadığı için filmin adı ve yapım yılı konusunda bilgi verememiştir.

8- Bu film Tarsus’ta çevrildiği günlerde, başrol oyuncusu Tarık Akan Zorbaz Otel’de kalıyordu. O günlerde, Kent Sineması’nda yine Tarık Akan’ın oynadığı Bekir Yıldız’ın romanından aynı adla sinemaya uyarlanan Halkalı Köle filmini izlemiştik. Sinemadan çıktığımızda birisi bize, Tarık Akan’ın kaldığı otele geldiğini söyledi. Yanımdaki arkadaşla birlikte, hemen Kent Sinemasının 100 metre yakındaki Zorbaz Otel’ine gittik. Otel görevlisine, Tarık Akan’la görüşmek istediğimizi söyledik. Görevli, Akan’ın odasını telefonla aradıktan sonra, Tarık Akan’ın geleceğini ve beklememizi istedi. Aradan beş-on dakika geçmeden Tarık Akan otelin merdivenlerinden lobiye indi. El sıkıştık, kendimizi tanıttık. Bize birer kahve ısmarladı. Başta film olmak üzere bir süre sohbet edip yanından ayrıldık.

9- Misak-ı Millî İlkokulu, bugünkü, SEV İlköğretim Okulu’nun olduğu yer ve bu okulun eski adıdır.

10- Aratos dergisi, 2006 yılı Kasım ayında gerçekleştirdiği Aratos Sinema Günleri’nde, Sinemamızı Geri İstiyoruz başlıklı bir imza kampanyası başlatmıştır. Bu kampanya çerçevesinde, Aile Sineması’nın yeniden ve bir an önce sinema salonu olarak açılması talep edilmektedir.



Eklenme Tarihi : 13.12.2010
Okunma Sayısı : 1454

Tüm Sanatsal İçerikler İçin Tıklayın
Bugün Doğanlar

BEBEK     KOÇAK

BEBEK       YÜNGÜL

BEBEK       KALAY

BEBEK       SAĞIR

BEBEK       TERKEŞLİ

BEBEK       TIRLIK

BEBEK       ZIVDIR

© 2010 - 2013 Kadın Doğum web tasarım