Menü

DUYURULAR

ULUSLAR ARASI HASTALAR TERCÜMANLIK HATTI 444 47 28


KIRK YILIN ŞOFÖRÜ RIZA USTA

Uğur Pişmanlık

Eskiden işsizlik bu kadar değildi. İş bulmak da zor olmuyordu. 1960 ve ‘70’li yıllarda Liseyi bitirenler, banka ve devlet dairelerinde rahatlıkla işe girebiliyordu. Şimdi, işe girmek için ne üniversiteyi bitirmek yetiyor, ne lisans yapmak. Artık, çifte diplomalı işsizlere bile rastlamak mümkün.
İşte bu yüzden, bir genç ister lise ister üniversite bitirsin çok fark etmiyor. Çünkü iş bulabilmek için yapması gereken başka şeyler de var sırada. Önce askerliğini yapıp gelecek. Sonra, bilgisayar kursuna gidecek, aradığı iş dil gerektiriyorsa dil kursuna yazılacak ve buralardan birer sertifika alacak. Ehliyet, almak için bir de sürücü kursuna kayıt yaptırması gerekiyor. Tabi işverenler, iş arayanlar da, başka özellik ve sertifikalar aramıyorlarsa
Ben de, iş bulamamış bir üniversiteli olarak, halledilmesi zaruri görünen bu işlerden birine kara verip, bir sürücü kursuna başvurup, kayıt yaptırdım.
Derslere başladığım ilk günlerdi. Şöyle bir düşündüm: Bu sürücü kursları ortaya çıktı çıkalı, dolup boşalıyor. Aralarında daha l8 yaşını doldurur doldurmaz, babasına araba aldırmak için gelen zengin kız ve oğlanlar; bir takside, dolmuşta, nakliye kamyonlarında, okul servislerinde iş bulma beklentisiyle ya da “lazım olur” diye alıp cebine koymak için sürücü kursuna gelenler. Hani Avrupalı olacağız ya, o zaman herkese bir araba düşecekmiş gibi sürücü kurslarına akın var. Her yaştan, her cinsten, her meslekten çeşit çeşit insan gelir ve gider şu sürücü kurslarına.
Neyse, kursta verilen, trafik, motor ve ilk yardım derslerine girip çıkıyoruz. Dedim ya her çeşit insan var bu sürücü kurslarına gidip gelen. Kursun ilk günlerinde, sınıfımızdaki insanlarla küçük muhabbetler ederek tanışıyoruz. Öte yandan da, derslerimize giren kurs hocaları da birer ikişer kursiyerleri tanımaya çalışıyorlar.
Sınıfımızın belki de en ilginç tipi, yaklaşık 40 yıldır, şehirlerarası yollarda kamyon şoförlüğü yapan Rıza usta. Kısa boylu, hatta tıknaz diyebileceğimiz, esmer ve bıyıklı bir adam Rıza usta. Şimdi diyeceksiniz ki, “Kırk yıllık şoförün sürücü kursunda ne işi var?” Eee, zaten bütün iş de burada düğümleniyor ya. Rıza ustanın hikayesi özetle şu; Rıza usta, çocukluk yıllarından beri, yani 15-16 yaşlarında köyünde traktör sürerek şoförlüğü hem öğrenmiş hem de sevmiş. Sonra şehre göçmüşler. Ortaokulun son sınıfına yazdırmışlar onu. Ne olduysa okulu yarım bırakmış. Arada kaynakçılık, garsonluk ve başka işler yapsa da her fırsatta bir muavinlik ya da şoförlük iş bulup çalışıyormuş. Böylece şehirlerarası yollara bir düşmüş Rıza usta, haftalarca o memleket senin bu memleket benim, tüm Anadolu kentlerine gitmiş. Günlerce, haftalarca memleketine bile gelemezmiş. Çünkü Tarsus ya da Mersin halinden aldığı sebze ve meyveyi İstanbul’a, İstanbul’dan aldığı traktör lastiklerini iç Anadolu kentlerine, oradan hububatla Karadeniz’e, sonra balık yüklü olarak İzmir Balık Pazarına. Rıza ustanın çalışma yaşamı bu tempoda sürerken, ne ehliyet almaya fırsat bulabilmiş, ne buna niyetlenmiş. İşin en ilginç yanı da neredeyse tam kırk yıldır hiç yakalanmamış olmasıdır. Artık bu Rıza ustanın şansından mıdır, yoksa birkaç kez ehliyetsiz yakalandı da rüşvetle mi durumu idare etti bugüne kadar, orasını bilemiyoruz. Ama 70 milyonluk bir ülkede bazen kim kime, dum duma. Yani anlayacağınız Rıza usta, belki gerçekten de Anadolu yollarında kırk yıldır ehliyetsiz olarak kamyon şoförlüğü yapıyordu  İşte, bu tombul sevimli ve ehliyetsiz adamı geçen ay trafikler yakalayınca, doğru bulunduğumuz sürücü kursuna kaydını yaptırmasını sağlamışlar. Şimdi, bu usta uzun yol şoförü, bizimle birlikte kitaptan trafik ve motor eğitimi alıyor.  
Kurslara başlayalı birkaç hafta olmuştu. İki üç hafta sonra sınavlar yapılacaktı. Herkes harıl harıl trafik, motor ve ilk yardım ders el kitabına çalıyordu. Sınavlar yaklaştığı için de hocalar arada bir içimizden birilerini kaldırıp ya doğrudan soru soruyor ya da bir trafik levhasını, yol tabelasının ne anlama geldiğini soruyorlardı. Bir gün Trafik dersindeyiz hoca birer ikişer birimizi işaret edip ya da adımızı söyleyip sorular soruyor. Böyle altı, yedi kişiden sonra hoca, Rıza ustaya dönüp bir yol levhası soracağını söyledi ve masanın üzerindeki trafik yol levhalarını karıştırmaya başladı. Dersimize giren hoca da Rıza ustayı seviyordu. Bazen teneffüste kantinde çay içip sohbet ederlerdi. Bu yüzden de, hoca kendince bir iyilik düşünüp, Rıza usta için “Yaşını başını almış bir adam, zaten buraya zorla getirildi” diye güya kolay bir soru soracak. Hoca nihayet masanın üzerindeki yığınların arasından bir levha çekip çıkarttı. Sonra Rıza ustaya dönüp, nasıl olsa bu kolay soruyu bilir edasıyla, elinde tuttuğu üzerinde inek resmi bulunan ve trafikte “İnek çıkabilir” ya da daha genel bir tanımlamayla “Hayvan çıkabilir” olarak bilinen üçgen levhayı göstererek sorusunu sordu, “Rıza usta bu yol levhasının anlamı nedir. Ne işareti bu?”. Rıza usta da oturduğu yerden ayağa kalktı, tam da “Bunu bilemeyecek ne var?” pozlarında yanıtladı soruyu, “Hocam, o tabela, ‘kendin pişir kendin ye’ işaretini gösteriyor. Bu levhaların bulunduğu yerin yakınlarında kendin pişir kendin ye et kasapları ve lokantalar vardır.”
Bu yanıt üzerine tüm sınıfta bir kahkaha tufanı yükseldi. Hem de nasıl, hoca, kursiyerler karnını tutarak gülüyorlar hem de. Rıza usta hem şaşkın hem de yanlış bir şey söylediğini anlamasından dolayı yüzü kızarmış ve utangaç bir şekilde öylece sırasına oturdu kaldı. Rıza ustanın omuzları çöktü, küçüldü, sıkıldı. Başı önüne düştü.
Bu gülüşmelerin orta yerinde zil çaldı. O günlük kurs bitmişti. Herkes gülerek ve birbirine takılarak sınıftan çıktı. Rıza usta da sessizce ayrıldı. Ertesi gün Rıza usta sürücü kursunun derslerine gelmedi. Sonraki günlerde de…
Belki o bir kırk yıl daha ehliyetsiz şoförlük yaparak yaşamını sürdürmek için çoktan Anadolu yollarına düşmüştü bile… Kim bilir?
Rıza usta, yolun açık osun.





Eklenme Tarihi : 13.12.2010
Okunma Sayısı : 481

Tüm Sanatsal İçerikler İçin Tıklayın
Bugün Doğanlar

BEBEK     KOÇAK

BEBEK       YÜNGÜL

BEBEK       KALAY

BEBEK       SAĞIR

BEBEK       TERKEŞLİ

BEBEK       TIRLIK

BEBEK       ZIVDIR

© 2010 - 2013 Kadın Doğum web tasarım